loader

KANAL TEDAVİSİ

Dişler, dinamik ağız ortamında çok farklı fiziksel, kimyasal ve biyolojik etkilere maruz kalır. Dişler, merkezinde damar ve sinirlerden oluşan pulpa adındaki bir bağ doku, onu çevreleyen sert dentin tabakası ve en dışta da çok daha sert ve koruyucu olan mine tabakasından oluşur. Dişlerin birbirine uyguladığı fiziksel aşındırıcı kuvvetler, gıdalar, diş fırcası vb. obje temasları, ağız ortamındaki bakterilerin salgıladığı ya da beslenme yoluyla alınan gıda asitleri, ısı değişiklikleri ya da reflü vakalarında mide asitlerine maruz kalmak gibi sebeplerle dişlerin en dışındaki koruyucu mine tabakası zarar görür. Hemen altındaki dentin tabakası bu tip dış etkenlere karşı daha savunmasızdır. Bakteriler bu tabakayı kolaylıkla kat ederek dişin canlı pulpa tabakasına ulaşabilirler. Buna bağlı olarak pulpada bir enflamasyon süreci başlar. Pulpanın savunma çabasıyla kanlanma miktarı dolayısıyla kan basıncı değişir ve ilk başlarda hassasiyetlerle kendini gösterip daha sonra şiddetli ağrılara dönüşebilir.

Pulpa vücudun geri kalanındaki yumuşak dokular kadar kan damarlarıyla donanımlı ve korunabilir olmadığında vücudun savunma hücreleri yetersiz kalır ve iltihaplanma süreci çok hızlı gelişir. Bu iltihaplanma sürecinin meydana gelmesinin bir başka sebebi de dişin ciddi travmalara maruz kalmasıdır. Sert darbeler dişlerde derin kırıklar meydana getirip pulpanın bakterilerle temasına yol açabilir. Veya diş kırılmasa bile travma dişin kök ucundan çıkan damar sinirlerin ezilmesine ve iltihaplanma sürecinin başlamasına sebep olabilir. Tüm bu ciddi ve ağrılı tablolar dişte nekroz meydana gelmesine, diş kökünün çevresinde kemiğe de yayılan lezyonların oluşmasına yol açar.

Bu tip vakalarda sorunun ortadan kaldırılması için 2 yol vardır. Bunlar dişin çekilmesi ya da tedavi edilip ağızda kalmasının sağlanmasıdır. Doğal dişlerin korunarak ağızda kalması ilk ve en büyük amacımız olduğundan dişleri tedavi etme yoluna gideriz. İşte bu tedavi (bir yerde dişin ameliyat edilmesi olarak da adlandırabileceğimiz) kök kanal tedavisidir.

 

Kanal tedavisi hangi durumlarda yapılır?

 

Kanal tedavisi görmüş dişler canlılığını yitirirler ve bir miktar da zayıfladıklarından kırılganlaşabilirler. Dişin zayıfladığı için kırılmasını önlemenin kolay ve etkili yolları vardır. Dolayısıyla kanal tedavisini zararlı bir yöntem gibi ya da dişin kaybedilmesi gibi görmek doğru değildir. Aksine, gerekli olduğu vakalarda kök kanal tedavisi, dişin kaybını önlemenin ve hastanın ağzında daha uzun yıllar kalabilmesinin tek yoludur.

Diş çürükleri her zaman ağrıya yol açmaz. Bazen çok derin olsa da henüz ağrı başlamamış olabilir. Ya da hastanın ağrı eşiği yüksek olduğundan da ağrı meydana gelmeyebilir. Bu gibi durumlarda da hekim tarafından fark edilen çürük dişten temizlenirken, dişin canlı pulpa tabakasına ulaşılabilir ve kanal tedavisi teşhisi konup tedaviye bu şekilde devam edilebilir. Yani sadece ağrıyan dişe kanal tedavisi uygulanır demek doğru olmaz. Hiç ağrı olmadan da hekim gerekli görürse uygulanabilir.

 

Kanal tedavisi görmüş bir dişe tekrar kanal tedavisi yapılabilir mi?

 

Çok yaygın olarak doğru bilinen yanlışlardan biri de önceden kanal tedavisi görmüş bir dişin bir daha asla kanal tedavisine ihtiyacı olmayacağıdır. Kanal tedavili dişler de pekala tekrar kanal tedavisine ihtiyaç duyabilir. Yetersiz/yanlış kanal tedavileri sonradan iltihaplanmalara yol açabilir. Ya da iyi yapılmış bir tedavi farklı nedenlerle izolasyonunu kaybedip bakteri sızıntısına bağlı olarak iltihaplanabilir. Tüm bu sebepler kanal tedavisi gereksinimi doğurur.

Kök kanal tedavisi yeterli ve doğru anestezi altında uygulandığında ağrısızdır. Bir ya da birden çok randevuda uygulanabilir. Kanal tedavisi dişin içinin bakterilerden arındırılması, dezenfekte edilmesi esasına dayanır. Enfeksiyonun şiddetine göre birden fazla randevu gerektirebilir.